Site blog'u

Merve Ergün 'ın resmi
yazan Merve Ergün - 5 Eylül 2021, Pazar, 00:45
Dünyadaki herkese

Tayvan’ı tek  kelime ile anlatacak olsam aklıma gelecek ilk şey sıcaklığı olurdu. Tabii sıcak havadan ziyade dikkat çeken iklimle doğru orantılı olarak gördüğümüz insanların sabrı, tahammül seviyesi ve  güler yüzü. Çıkıp sokakta bir yürüyüş yapmak şaşkınlığımızı artırmaya yetecektir. Hava genelde 20 derece üzeri, nem de olduğundan gündüz çıkmak yerine insanlara alternatif  olarak  akşam hatta gece “pazar”ları yapılmış. Gece 11.00-12.00’de çıktığınızda  etrafı ışıl ışıl görüp sanki saat henüz 21.00’miş hissini alabilirsiniz. Hava sıcak olsa da güneş tepemizde olmadığı için dolaşmayı çekilebilir kılıyor. Ancak aniden bastıran yağmurlar, bir anda açılan şemsiyeler hareketliliği daha da artırıyor. İnsanların elleri boş gibi geliyor  fakat ne hikmetse yağmur bastırdığı anda o şemsiyeler birden çıkıveriyor ve hiçbirinin açmasına şahit olamasam da renkli renkli şemsiyeleri takip etmek de hoş. Aniden bastırıp hiç görmediğimiz kadar bardaktan boşalırcasına yağan yağmur şöyle dursun çıkan sesi, o büyük parkın içinde oluşan toprak kokusu ve insanların kaçışması görülmeye değer. Yağan yağmur hayatlarında hiçbir değişiklik oluşturmadığı gibi sadece serinlik nedeni olmuş artık. Havanın yağmuru dindikten sonra gelen güneş bu ülkeye karın kışın gelmediğinin habercisi.  

       Hava genelde sıcak  olduğu için her yerde arabadan çok motosikleti  elektrikli ya da normal bisikleti görmek mümkün. Arabadan çok kullanılıyor olması gayet mantıklı, hem maliyeti az hem daha hızlı. Tabii bu durumu bu kadar  güzel yapan maddi sebepler değil bence, tamamen duygusal. Markete, parka, dışarıda gittiğiniz  her yere bisiklet kullanır oluyorsunuz sizde. Ama dedim ya bizim için  duygusal çünkü görmediğimiz saygıyı görmek, insan hakları, yolcu hakları, yaya hakları artık adını ne koymak  isterseniz bunun işlediğini görmek, hiç göremediğimiz saygının kimseyi ayırt etmeksizin olduğunu görmek, hissetmek muazzam. Meselenin  yolcu değil sürücüde bittiğini en önemlisi de bunun herkes tarafından gayet normal olduğunu sadece bizim hayretle izlediğimizi görmek sürekli bisiklete binme ihtiyacı hissettiriyor. 

Bisiklet kullanırken ışıklardan aşağı inerken hafif rampada büyük park yolunda yanlışlıkla sol şeride geçtiğim bir gün -şerit ve bisiklet aynı cümlede şaşırmayın, yanlış duymadınız, Tayvan’da ayrılık da  sevdaya dâhil, bisiklet sürücüsü de trafikte pekala gidebilir- yanlışlıkla sol şeride geçince sağımdan gelen yolcu otobüsünü gördüğümde şöförle göz göze  gelmemeye çalışıp acaba nasıl saklansam diye bir yere girmeye çalışırken o sakin gülüş, “buyurun” dercesine elini uzatıp bana yol göstermesi işte bütün mesele bu. Tropikalizm kaplamış her yeri ne kadar normal karşılayıp yol veriyor, nasıl da sakin kaldı üstelik sadece bana değil bütün ülkeyi bu kadar anlayışlı düşünebiliyor musunuz? Tabii bizm için çok zor, o tabloyu burada  yaşadığımı düşününce bile kalbim sıkışıyor, eminim herkesin de öyle. İşte  bu anlayışın bütün ülkede olduğunu görmek için bu şekilde bir sosyal deney yapmanıza gerek yok, ülkenin teknolojik alt yapısına, eğitim düzeyine, gelişmişliğine bakmanız zaten nasıl bu hâlde olduğunu anlatacaktır. Ülke de enflasyon olmayışı, faizin çok az işlemesi  kısacası refah seviyesinin geldiği hâl bize bu seviyeye tamamen duygusal sebeplerin yol açtığını anlatacaktır. Tropikal iklim bahane asıl olay insanların birbirine duyduğu saygının sosyal-siyasal her türlü noktalara gelmiş olduğunu görmek işte bir bisiklet turu ile ortaya çıkabiliyor. İnsanların nerede  olduğu ne okuduğu hangi diplomayı aldıkları değil önce kendilerine sonra karşıdakine,  birbirlerine gösterdikleri saygı  ne kadar da güzelleştiriyor hayatı. Darısı bizim başımıza tabii  tropikalizm olmadan bunu başarmak da mümkün mesele insanın hoşgörüsünün içinde olması. Eğer  varsa içinde nereye giderse götürür yoksa İspanyolların sözünde olduğu gibi ”las meseles del hükümet los mos karışmıyos” der hoşgörünün içinde de olsa ondan bi haber olur. Dikkat etmek lazım önce yakınımıza sonra etrafımızdan bi’ haber miyiz acaba ?..

 
Melike Temel 'ın resmi
yazan Melike Temel - 31 Ağustos 2021, Salı, 19:36
Dünyadaki herkese

Bugün de ilginç bir konudan bahsedeceğim dostlar buyurun bakalım; Yahudi'ler in ağlama duvarını bilmeyen yoktur diye düşünüyorum, düşündüm de bunca insan asırlardır neden nedenn bir duvarın karşısına geçip ağlar ki? bu soruya bir yanıt bulmanın adetaa aydınlanmanın vaktidir diye düşünüyorum ne dersinizz?

Evet dostlar biliyorsunuz ki bu duvarın ait olduğu Süleyman Mabedi'nin inşasını ilk yapan Hz. Süleyman, saltanatın 4. yılında başlamış ve tamı tamına yedi yıl altı ayda tamamlanmıştır. Yahudilerin kutsal olarak kabul ettiği büyük tapınağın ayakta kalan tek parçası olan bu duvar, onlarca "batı duvarı" olarak adlandırılır. Aynı zamanda İslam ve Arap dünyasında da Peygamber efendimizin(sav) miraç mucizesi esnasında Burak adı verilen ve kendisini göklere yükselten bineğini bağladığı yer olarak bilindiği ve bu hatırasını yaşatmak için de "Burak Duvarı" olarak anılır.

Ama tabi Hristiyanların da etkisiyle ağlama duvarı olarak nitelendirilir bunun sebebi de, Yahudi'ler in önünde ibadet ettikleri Kudüs ün ve Beytül mukaddesin yakılışını anmak için önünde ağladıklarından dolayı Ağlama Duvarı olarak adlandırılmıştır. Yahudiler açısından Kudüs ün ne kadar kutsal ve önemli bir bölge olduğunu anlatmama gerek yok sanırım?

.

Şimdi gel gelelim bu duvarın evrimine; sürekli bi kargaşa, bi zorluk, bi savaş içinde kalan bu mabed in bin bir zorlukla ayakta kalan bir kısmını kimseye bırakmak istemeyen Yahudiler bunun için oldukça savaş vermiş dostlar. Yazıktır ki kalan sadece mabed in bir duvar olup Yahudiler de buraya dua etmek geçmişte yaşananları anmak, kin, hırs, öfke adeta içindekileri dökmek için geliyorlar.

Dostlar şimdi bu Süleyman mabedi önce Babilliler tarafından yıkılır ve o dönemde Yahudiler bölgede isyanlar çıkarır vee bizim kral Nebukadnezar i biliyorsunuz; yine bir şeylere burnunu sokar, mabedi yıkar ve içinde bulunan ahit sandığı (Yahudi inancına göre tanrının fiziksel olarak bulunmuş olduğu yer) ve kutsal eşyaları yağma eder. Bununla da yetinmeyip Yahudi rahip ve soyluları alıp Babil'e götürür.(ünlü Babil sürgün olarak bilinir bu olay).

Uzuunca zamandan sonra Persliler Kudüs'te Babil medeniyetini ortadan kaldırır ve Yahudiler de fırsattan istifade yapıyı yeniden inşa ederler. Bu ikinci yapıya Zorobabel Mabedi de denildiği bilinmekte. Tabi rahat bırakırlar mı hiç, Yine 50 küsür yıl ayakta kalan Mabed bu sefer de Roma'nın Kudüs'ü işgali sırasında yakılıp yıkılmış. ee Romalılar orayı boş bırakacak değil ya gidip birde nispet yapar gibi oraya jüpiter tapınağı yapıyor. Bizimkiler de hala ısrarla tee Hz. Süleyman'ın yaptığı mabedin duvarı olduğunu iddia ediyor, gidip gidip duğa ediyor, sembolik sembolik ağlıyorlar.

.

Ayrıca dostlar Yahudiler ikinci kere Kudüs'ten Romalılar tarafından kovulduktan sonra bir daha ancak Osmanlı zamanında girebiliyorlar. Osmanlı devleti Yahudileri kendi himayesine almış ve hatta ibadet ettikleri kutsal yerleri onarıp, yıkılmaktan kurtarmışş. Derler ki; Kanuni mescidi aksa ile kubbetüs sahra ve ağlama duvarı arasına bir çizgi çekiyor ve diyor ki bu duvarın arkasına geçmek haram ön tarafta ibadet edeceksiniz efendilerr! e onlar da napsın tamam hadi öyle yapalım diyorlar amaa yıllar geçtikçe bunlar çoğaldıkça çoğalıyor ve haliyle burayı kendi zimmetlerine geçirmek istiyorlar. Zorbalıkla orada bulunan mahalleyi boşaltıp orayı kendi bölgeleri olarak ilan ediyor. Bunların arzuları bitmek bilmiyor tabi asıl istekleri duvarın arkasındaki kubbetüs sahrayı yıkıp kendi istedikleri gibi ibadet yerlerini inşa etmek.

Birde dostlar son olarak buraya giderseniz felan dikkat edin ağlama duvarına gidince başınızda ya bir takke ya da şapka olmak zorunda aksi halde tutuklanırsınız.

.



Etiketler:
[ Değiştirildi: 31 Ağustos 2021, Salı, 19:37 ]
 
Dünyadaki herkese

   Maalesef doğamız gibi sanat dünyamız da hızla çölleşiyor. Sinema ve tiyatro oyuncusu, yazar Ferhan Şensoy'u 2 Temmuz'dan beri iç kanamadan tedavi gördüğü hastanede bugün (31 Ağustos 2021) kaybettik.

                                                          FERHAN ŞENSOY HAKKINDA

  1951 yılında Samsun'un Çarşamba ilçesinde doğmuştur. Annesi öğretmen olan Ferhan Şensoy'un babası tüccar ve Çarşamba İlçesi Belediye Başkanıydı.                                                                                          

  İlk öykü ve şiirleri Yeni Ufuklar ve Soyut dergilerinde 1969 yılında yayınlanmış. Skeçleri 1970 yılında Devekuşu Kabare'de sahnelenmiştir. Usta sanatçının Derya Baykal ile olan evliliğinden iki çocuğu vardır.

    FERHAN ŞENSOY'UN KİTAPLARI

   Kalemimin Sapını Gülle Donatacağım, Hacı Komünist, İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You, Kazancı Yokuşu, Falınızda Rönesans Var, Seçme Sapan Şeyler, Afitap'ın Kocası İstanbul, Oteller Kitabı, Denememeler, Rum Memet, Haldun Taner Kabare, FerhAntoloji, Fername, Eşeğin Fikri, Başkaldıran Kurşunkalem.

   FERHAN ŞENSOY'UN TİYATRO OYUNLARI

   Nereye Gidiyor Lan Bu Gemi, Masal Müfettişi, Fername, Şahları da Vururlar, şsizler Cennete Gider, Boşgezen ve Kalfası, Ferhangi Şeyler, Ruhundan Tramvay Geçen Adam, Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği.

   FERHAN ŞENSOY'UN FİLMLERİ

   Pardon, İçinden Tramvay Geçen Şarkı, Büyük Yalnızlık, Muhalif Başkan,Ş ans Kapıyı Kırınca, Son Ders ve Üniversite.

   Usta sanatçımızın ruhu şad, mekanı cennet olsun.

                    

     

[ Değiştirildi: 31 Ağustos 2021, Salı, 22:35 ]
 
Sündüz Dağıtmaç 'ın resmi
yazan Sündüz Dağıtmaç - 31 Ağustos 2021, Salı, 00:39
Dünyadaki herkese

Ağlamıyorum artık sana yazarken
Kağıdıma birkaç damla döküldü su içerken
Asya'da bir çöl yıllar öncesi devasa göl imiş
Ticaret, avcılık, balık tekneleri gezermiş
Pamuk tarlasına hunharca peşkeş çekilmiş
Bereketli sular kuru çatlak kuma terketmiş
Canlı günlerden gazete güpürü kalıvermiş
Neşeli yerler balıklar, bitkiler ölüvermiş
Göz alabildiğince eşsiz mavilik silinmiş
Geleceğe, hayata değil gününe gün etmiş
Seni hatırlattı nedense belgeseli izlerken
Kim bilir nasıl da mutlu oldun kahrederken?
     
Hissetmiyorum artık seni hatırlarken
Kalemim kaydı yazım titredi kedimi severken
Son orman yangınları halen söndürülememiş
Kaç hektar yanmış ağaçları yaktıkça ilerlemiş
Kara duman koca alevler köylerden izlenmiş
Küle dönmüş kuşlar yuvasını terketmemiş
Ceylanlar sekmiyor hepsi taş kesilmiş
Çiçek börtü böcek yok duman zehirlemiş
Nefreti kini kimeyse zalimce katletmiş
Beş para etmez ciğerini tatmin etmiş
Seni anımsattı anlamışsındır okurken
Kim bilir nasıl da güldün kandırırken?
   
Ağlamıyorum artık sana yazarken
Herşey ten tene can cana değerken
Sen böyle kal susuz soluksuz aşksız bensiz
Sen böyle kal ruhsuz yüzsüz kalpsiz bensiz
Bir damla göz yaşı, yağmur olur, göl olur
Bir saf kalp yeşerir ağaç olur, orman olur
Bir iyi bir kötüden fazladır.
Bir iyi bin kalpsizden canlıdır.
Eksiler hep sıfırın solundadır.
Ruhsuzlar hep toprağın altındadır.
Yalancı tatlı arzulu sözlerini silerken
Hissetmiyorum artık seni hatırlarken.

                                Gönül



[ Değiştirildi: 31 Ağustos 2021, Salı, 14:12 ]
 
Sündüz Dağıtmaç 'ın resmi
yazan Sündüz Dağıtmaç - 31 Ağustos 2021, Salı, 00:34
Dünyadaki herkese

Sen doğarken;

Sessizce süzülür gözyaşım yastığa doğru

Sen batarken;

Sessizce dürülür arzularım yatağa doğru

                                         Gönül


[ Değiştirildi: 31 Ağustos 2021, Salı, 14:12 ]
 
Melike Temel 'ın resmi
yazan Melike Temel - 23 Ağustos 2021, Pazartesi, 18:55
Dünyadaki herkese

Merhaba arkadaşlar bugün burada yeniyim ve çoook heyecanlıyım bu macerada yanımda olmanız bana moral ve motive olacaktır şimdiden çoook teşekkür ederim.

Nacizane öğrenci yorumumla bugün size tarihin gördüğü enn etkili krallardan biri olan Kral Nebukadnezar dan bahsedeceğim. ufak tefek yazım hatası olsun noktalama vb hatalarım olursa şimdiden affola çünkü tarihte ne kadar iyiysem türkçe’de de o kadar kötüyüm maalesef, uyarılarınızı ve önerilerini almak benim için çook önemli şimdiden teşekkürleer.

Evet dostlar tarihi adetaa büken, şekillendiren babil’in savaşçı, geçimsiz, putperest ve son dönemlerinde kafayı yiyen alzahmir reisii Nebukadnezar, Babil imparatorluğu'nun kurusucu ve Keldani hanedanının ilk kralı Nabopolassar'ın oğludur. Bu Nebukadnezar bey M.Ö 587 yılında Kudüs'ü işgal etmiş Yahudilerin ülkesi Yehudayı yıkmış ve onları Kudüs yöresinden Babil yöresine sürmüştür ayrıca tarihte buna büyük sürgün ya da Babil sürgünü olarak geçen bu olay oldukça travmatiktir. Ayrıca canlar bu konu uzun uzadıya anlatılması gerektir diye düşünüyorum çünkü öncesinden yaşanan bir sürü olay buna vesile olmuştur başka bir blog da buna yer vermeyi düşünüyorum ne dersiniz?

kaynak yok ama bu beyefendinin tevrat'ın ilk halini yok ettiği rivayet ediliyor arkadaşlar bu denli onu esrarengiz yapan iki rivayet vardır. Bunlardan birincisi rivayete göre med'lerden gelin aldığı karısı Semiramis, ülkesinin yeşil bahçelerini, sahilleri özlemesinden dolayı karısı için, üstüne şiirler yazılan, ünlü tarihçi Heredot'un anlata anlata bitiremediği babil'in asma bahçelerini yaptırmış. Biliyorsunuz kendisini hala gören olmadığı halde dünyanın yedi harikasından biri oldu..

Bir diğer rivayet ise Nebukadnezar bir gün kötü bir rüya görür. Rüyadan çok müteessir olur. Sabah ilk iş olarak kâhinleri saraya davet eder. Onlardan anlatmadığı rüyasının tabirini yapmalarını ister. Kâhinler hem ne rüya gördüğünü bilip hem de tabir edecekler veya öleceklerdir. Kralı ve kâhinleri bu umutsuz durumdan Danyal aleyhisselam kurtarmış denilmekte.

Hz. Danyal: “Bilge adamları ve astrologları öldürmeyin. Size rüyanızın ne ile ilgili olduğunu söyleyeceğim” diyerek kâhinlerin ve tebaanın önünde söz aldı ve şöyle devam etti: “Gökte sırları açığa çıkaran bir Allah vardır. Allah rüyanızı bana bildirdi; böylelikle masum insanlar ölmeyecek; siz de Allah’ın hikmetini bileceksiniz. Rüyanızda büyük bir heykel gördünüz. Çok büyük ve korkunçtu. Kafası altından, göğüsleri ve kolları gümüşten, beli ve kalçaları tunçtan, bacakları demirden fakat ayakları kildendi. Sonra bir taş kilden ayağı parçalara ayırdı ve dev heykel yere düştü. O kadar küçük parçalara ayrıldı ki bir rüzgâr estiğinde savruluyordu. Fakat kil ayağı ezen taş büyük bir dağ haline geldi ve tüm toprağı kapladı.”

Hz. Danyal, daha sonra da krala rüyanın ne anlama geldiğini izah etmeye çalıştı. “Güçlü ve şerefli bir kralsınız. Siz o altın başsınız. Fakat sizden sonra sizin kadar iyi olmayan başka bir krallık olacak; tunçtan üçüncü bir krallık olacak. Dördüncü krallık demir kadar güçlü olacak fakat parçalara bölünecek. Ve kilden ayağın parçalara ayrıldığını gördüğünüz gibi krallık da parçalara ayrılacak ve sonra dünyadaki diğer milletlerle karışarak yok olacak. Bu olduğunda gökteki Allah sonsuza dek sürecek bir krallık kuracak.”

(Bu arada Danyal peygamberin kabri mersin/Tarsus ta bulunup onun da acayip bir hikayesi vardır dostlar 17.yy da Hz. Ömer tarafından Tarsus fethedilince Hz Danyal'ın mezarı açılmış ve içinden uzuncaa bir ceset çıkmış Yahudiler tarafından kaçırılmaması için ise Hz Ömer in emri ile derince defnedilip bardan nehrinden gelen ufak bir çay'ın suyunu kabrin üzerine gelecek şekilde akıtmışlar ve hiç kimsenin el sürmeyeceği şekilde gizlemişler. Bu da ek bilgi olsungülüyor)

evet dostlar durum böyle ama bi rivayete göre de o şımarıklıklarından birini yapar ve yorumu yapamayan ve rüyasının ne olduğunu bilmeyen ülkedeki tüm kahinleri öldürür.

Ölüdeniz parşömenlerinde bahçesinde otlayarak kafayı yediği söylenen ve delirerek ölen Babil’in unutulmaz kralı çok ilginçtir ki; Yahudileri kendi öz yurtlarından sürmesine ve kutsal Süleyman mabedini tahrif etmesine rağmen Yahudilerce saygı duyulur. (Azan israiloğlullarını yola getirdiği düşünüldüğü için)

Son olarak size Nebukadnezar ile ilgili şiirler yazıldığını söylemiştim bunlardan biri Asaf Halet Çelebi nin İbrahim şiiridir dostlar sizlere şööyle takdim edeyim..

ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kimmm?


Etiketler:
[ Değiştirildi: 24 Ağustos 2021, Salı, 08:57 ]
 
Melike Temel 'ın resmi
yazan Melike Temel - 23 Ağustos 2021, Pazartesi, 18:52
Dünyadaki herkese

Canları biliyorsunuz ki diyarbakırımıza gelen gelene son yıllarda 2 - 4 eylül tarihleri arasıında da tarihi çook eskilere dayanan Zerzevan kalesinde düzenlenecek olan gökyüzü gözlem şenliği kapsamında İlluminati sosyete ailelerinden rockfeller ve rockhiller aileleri özel Uçaklarıyla bizim güzel Diyarbakırımıza gelecekleri söyleniyor, acaba Neden!

.

evet dostlar bu jet sosyetikleri Zerzevana getiren şey kaşının gözünün güzelliği değil içinde bulunan Mithras tapınağı, Öncelikle bu mithras kimdir? neyin nesidir? buna bir bakalımm. ama buna bakmadan önce zerzevan isminin nereden geldiğine bakalıım.

Kürtçe bir isim olup bölge halkı tarafından adlandırılıyor. altın ve gümüş gibi anlamları olup hemen yan taraftan ipek yolu geçtiğinden dolayı ticari bir anlam ifade ediyor. İsminin anlamını da öğrendiğimize göre mithrasa geçebiliriz gülüyor

.

Diyarbakırımızda bulunan tapınaktır. Bu bir inanç olmakla birlikte MÖ 5. yy'da iranda doğar ve pers kökenli olan Mithras (mithra) evreni kontrol eden güneş tanrısı olarak bilinen ilk inanışlardan biriydi. bu pers kökenli mitra dinini incelediğimizde çok farklı geleneklerinin olduğunu görürüz. Mithra dininde mithra güneş tanrısıdır ama mitraizm de ise güneşin mithra karşısında eğilirken görürüz yani güneş bir tanrı değil sadece bir kulu olarak görünüyor.

(üstündeki yazılar Aramice olup Hz. İsa'nın kullandığı ilk dil olarak biliniyor)

özellikle dinin yayılması 2. ve 3. yy da özellikle askerler arasında yaygınlaşan 4. yy da ise hristiyanlığın yayılmasıyla önemini kaybediyor. ya da yasaklanıyor diyebiliriz. Hatta denilmektedir ki Roma Hristiyan olmasaydı mithra ilahına tapınmayı sürdürecek ve batı medeniyeti mithra kültürüyle yoğrulacaktı.

Bu mithralar evrenin sırlarını keşfeden ya da keşfetmeye çalışan aydınlanmış insanların bulunduğu topluluk olup ritüelleri ve ibadetleri gizlidir ve işte bu yüzden birçok mithras tapınağı kayalara oyulmuştur. Anlaşma, dostluk, adalet inanç ve ışık kavramlarının tanrısı olan Mithras, "aracılık eden" anlamına geliyor.

Bu dini ritüel ve ayinleri dediğim gibi son derece gizli yapıldığı için çok fazla şey bilinmeyen aynı zamanda da dinle ilgili şimdiye kadar yazılı bir belge de bulunamayan mithracılıkla ilgili şuan elimizde tapınak, deşifre edilmeyen semboller, sikkeler ve sanat eserleri kalmıştır. bunlara da yapılan arkeolojik kazılarda ulaşılmıştır.

Tapınak, illuminatinin atası kabul edilen Mithras'a ait sembollerin enn iyi korunduğu yer. Bilirsiniz illuminati dünyada en çok kabul görülmüş ve varlılığını ispatlamış bütün gizli kararların verildiği gizli örgüte verile isimdir. Yani bu yüzden bu tapınağı önemi onlar için çok büyüktür. (kimine göre illuminati gibi gizli örgütler burada doğdu.

ee boşuna tapınağı görmek için sıralara girmiyorlar dimi ama? aa bunu söylemekte de fayda var bu dine öyle elini kolunu sallayarak hadi ben de bu dine dahil olayım diyemezsin özel kabul edilmiş kişiler yani kısacası asil kanlar dahil olabiliyormuşş.

Şundan da bahsetmekte fayda var; Mithra kültüne geçmek için 12 ayrı ayrı sınavdan geçilmesi durumunda kabul edilirlerdi. Bunlar; ateş, su,, açlık, soğuk, kırbaçlanma, dağlanma ve kan akıtması zorunlu sınavlardan geçilmesi gerekiyor. (bunlardan geçen cindir abi) ve bu sınav süreci 7 hafta sürüyormuş dostlar. Başarılı olanlar ise dinin gizemlerini saklayacaklarına ant içerler ve ondan sonra vaftiz edilirlermiş.





Etiketler:
 
Dünyadaki herkese

Gelişen ekonomiler de daha çok üretme ve yenilikçi mantığıyla sürekli tüketen toplumdan üreten bir yapıya bürünmek istemektedir. Devlet ve yatırımcıların teknoloji çağının rüzgârı içerisinde sürekli araştıran, yeniliklere açık, şirket ve ekonomilere değer yaratma sistemini oluşturmaktadır. İstanbul işletme enstitüsü ile bugünün alt yapıları ve teknolojinin gelişimi ve sürekli yenilikçi ve yaratıcı cihazlar ve üretime katkısı ile her alanda farklı ve çeşitliliği olan ürünleri üretmesine imkan vermektedir.

Toplumun her seviyesinin üretime yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin ortaya çıkması adına kendisine bu alanda misyon yükleyen İstanbul işletme enstitüsü birçok alanda eğitimler vermektedir. Enstitü, yatırımcı veya şirket içi organizasyonu içerisinde hedefleri ve yaratıcı fikirlerin ortaya çıkması hususunda gerekli materyalleri ve eğitimcileri bünyesinde bulundurmaktadır.

Başarı ile üreten bir toplum için kişisel ve kurumsal alanda ekonomiye değer fonksiyonu, yaratıcı, yenilikçi, süreklilik ve araştıran bilgi, beceriyi belli eğitimler ile yerine getirme konusunda geliştirebilmek gerekir. Enstitü, kişilerin bilgileri ölçüsünde ihtiyacı olan girişimcilik beceri ve yetkinlikleri elde edinilmesi hususunda eğitimlerine ve gelişimine devam eden bir kuruluştur.

Gelişen Enstitü ile Eğitim Stratejileri

Ekonomiler de sadece iş gücü değil aynı zamanda teknolojik alt yapılar ve sistemleri ile gelişen ve yaratıcı fikirler ile sürekli gelişime ve yenilikçi hareketleri takip eden bir hale gelme konusunda önemli yatırım teşvikleri desteklemektedir. Devlet eğitim ve yatırım destekleri ile girişimcilik alanında kişilere ve kurumlara sürekli üreten ve dış pazarlara açılım konusunda önemli adımlar atmasına imkan vermektedir.

Teknoloji ile şirketler kendi üretim politikası ve değer yaratma fonksiyonunu ilke haline getirmeyi amaçlamaktadırlar. Daha rekabetçi bir ortamda piyasa koşulların gerisinde kalmama, üreten ve sürekli bilgiyi ve teknoloji alt yapısı birleştirerek daha çok İnovatif fikir ve ürün ortaya çıkarmak istemektedirler.

Girişimcilik ve teknoloji iç içe bir zincir halkası mantığıyla yola çıkan kişi veya kurumlar, bu halkanın en önemli paydaşların içerisine sürekli üreten ve üretirken ekonomiye ve topluma değer yaratma fonksiyonu kazandırmayı amaçlamaktadır.

Enstitü, devlet ve özel sektör tarafından desteklenen, kurumsal kimliğe veya bireysel anlamda çalışanlara online eğitimler üzerinden bilgi, tecrübe, yenilikçi ve yaratıcı fikirleri ortaya çıkması için birçok alanda eğitim olanağı sunmaktadır. İnovatif, yenilikçi, yaratıcı ve bilgiyi sürekli geliştiren kurumsal firmalar, iienstitu üzerinden kayıt olması ve eğitimler alması hususunda bir kurumsal kimlik ve şirket değerlerini üst seviyeye taşıyacak bir örgütsel yapı oluşturmayı amaçlamaktadır. Enstitü ile girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitimi ile her firma veya kişilere sertifika ile birlikte dersler ve uygulamalı örnek ödevler ve materyaller daha yaratıcı ve gelişime açık yatırımcılar ortaya çıkarma konusunda hedefleri bulunmaktadır.

Enstitü, bu alanda kişiler ve kurumların yetkinliklerini ve girişimcilik alanında ki bilgileri, eğitimleri ve yenilikçi ve uygulamalı metotları ile ölçme ve değerlendirme konusunda önemli tecrübeler vermektedir. Bu yetkinliklerin dışında eğitim ve uygulamalı ödevler ile birlikte daha çok tecrübe, alanında her türlü sorun karşısında hızlı ve pratik çözümler üretmesi ve beraberinde başarıları sonucunda sertifika sunan bir eğitim portalı özelliğine sahiptir.

Enstitü bütün kullanıcılarına, zaman ve eğitim ücretleri konusunda tasarruf etmesine, her eğitim sonucunda başarı kriterlerine göre sertifika sunan bir eğitim veren kuruluştur. Online eğitimler ile  kişisel beceri ve yetkinliklerini girişimcilik bilgi ve tecrübeleri ile harmanlamasına büyük olanak sağlayan bir kimliğe sahiptir.

Enstitü ile Değer Yaratma Yapısı

Girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitimi kanalıyla kişilerin bilgi ve becerileri yanında tecrübe, zaman olgusu, ürün ve hizmet ağına yenilikçi, yaratıcı ve fonksiyonel özellikleri ve en önemlisi ekonomiye ve topluma memnuniyet ve mutluluk duygusunu kazandırmayı örgütleyen bir yapıya bürünmektedir.

Teknoloji, üretim öncesi ve sonrasında tedarikten, üretim esnasında ki her aşamasında hata ve noksanlıkları geri bildirim ve pratik fikirleri ile çözüme ulaşması ile birlikte gelenekselden daha çok yenilikçi ve İnovatif ürünleri iienstitü amaçları doğrultusunda değer yargısını girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitimi ile örgütlemeyi amaçlamaktadır.

Değer fonksiyonu üreten ve sürekli araştıran kurumlar için bir amaç haline gelmiştir. Enstitü, girişimci veya adaylarına örnek güncel uygulamalar üzerinde daha kreatif, sorgulayıcı ve araştırmacı yapıya haline gelmesi adına sürekli eğitim metotlarını güncellemektedir. Kişilerin veya kurumların piyasa koşullarında sürekli bilgiyi güncelleyen ve daha ileri seviye teknolojilerle ekonomik alanda her yatırım fırsatını daha iyi değerlendirmesi hususunda önemli ders içeriklerini sunmaktadır.

Online eğitimler ile girişimci veya adaylarına bilgilerin dışında yatırım alanında her materyalin ve kaynakların en verimli ve teknoloji alt yapı sistemleri ile desteklemesi konusunda ileri seviye eğitimleri ve danışmalıkları da sunmaktadır.
 
Dünyadaki herkese

Ekonomik sıkıntıları aşmak ya da iş stresinden kurtulmak amacıyla bireyler kendi girişimlerini oluşturmak istemektedirler. Girişimcilik konusu her ne kadar sermaye işi olarak düşünülse de konuyla ilgili atılım yapıldığın andan itibaren başlayan her süreç kendi içerisinde farklı adımları atmayı gerektirmektedir. Bu yüzden kendini geliştirmek isteyen ve girişimcilik fırsatlarını değerlendirmek isteyen tüm bireyler girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitimi programına katılmalıdır.

Girişimci ve Girişimcilik Kavramı Hakkında Genel Bilgi

Belirli bir risk alarak kar kazanmak amacı ile iş kuran kişilerin yapmış olduğu atılıma girişimcilik denmektedir. Son yıllarda teknolojinin de artmasıyla minimum risklerle girişimcilik faaliyetlerinden bulunan kişilerin sayısında belirli bir oranda artış gözlemlenmiştir.

Girişimci ise hizmet ya da mal üretimi yaparak kendisi için en kazançlı koşulları bir araya getiren ya da getirmeyi amaçlayan kişilere denmektedir. Girişimci olan kişiler belli bir riski alarak yapmak istediği iş projesini hayata geçiren kişilerdir.

Girişimcilerin başarılı ve etkin işler yapabilmeleri için geleneksel yöntemlerin dışına çıkarak modern yöntemleri öğrenmek isteyen tüm bireyler girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitimi programına katılmalıdır. Böylece kurdukları iş için sağlam temelleri de atmış olacaklardır.

Bir Girişimcide Olması Gereken Özellikler Nelerdir?

Belli bir riski alarak daha fazla kazanç elde etme amacıyla iş kuran kişiler adımları sağlam bir şekilde atarak risklerini mümkün olan seviyede minimize etmeyi başarmalıdır. Girişimci olan kişiler adım attıkları işi sevmeli ve her geçen gün işi için katma değeri olan fırsatları bulmayı amaçlamalıdır. Girişimciler işe başlarken yola çıktıkları değerleri, riskleri ve kazançları hatırlayarak yapılması gereken işler ve alınması gereken aksiyonlar ile ilgili yol haritası oluşturmalıdır. Hazırlanan yol haritaları uygulanarak tüm işler başarılı şekilde ilerletilmeli ve tıkanan süreçlerle ilgili yeni yol haritaları oluşturularak sürece devam edilmelidir. Bu yüzden yol haritasının oluşturulması, uygulanması, hedeflerin belirlenmesi ya da risklerin minimize edilmesi için bireyler girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitimi programına katılmalıdır. 

Başarılı bir girişimci olmak için en temel kuralı her gün işini aynı istek be kalitede yapmayı başarabilmektir. En genel ifadesiyle ise asla vazgeçmemektir. Her yeni sorun da ya da farklı ihtiyaçlar doğrultusunda aynı istekle çalışabilmesi ve çözüm üretmesi gerekmektedir.

Girişimcilik ve Değer Yaratma Stratejileri Eğitim Programı Hakkında

Bireylerin ve şirketlerin iş hayatı içerisinde başarılı olabilmesi için değer yaratma sürecinin önemini anlaması oldukça önemlidir. Girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitim programında bireyler ve şirketler girişimcilik ve süreçleri hakkında detaylı bilgi sahibi olurken değer yaratmanın markalaşma sürecindeki önemini de kavrayacaklardır. Böylece rekabetin yoğun olarak yaşandığı iş hayatında rakiplerden bir adım önde olmanın da keyfini yaşayacaklardır.

Girişimcilik ve Değer Yaratma Stratejileri Eğitim Programının Konu Başlıkları

1. Girişimci olmanın temel özellikleri

1.a Oluşturma / Yaratma Süreci
1.b Zaman ve Emek Harcama Süreci
1.c. Gerekli Olan Risklerin Üstlenme Süreci
1.d. Kişisel Tatmin ve Bağımsızlık

2. Girişimci olmak istemenin nedenleri

2.a Para
2.b Liderlik
2.c Saygınlık
2.d Tatmin
2.e Yönetme
2.f Özgürlük

3. Eğitim İçeriği

3.1 Girişimcilik Nedir?
3.2 İş fikri nedir ve iş süreçleri nelerdir?
3.3 İş planı nasıl hazırlanmalıdır?
3.4 Girişimcilik sistemi
3.5 Yönetim anlayışı
3.6 Rekabet sağlama yöntemleri
3.7 Değer nedir, değer ekonomisinin önemi
3.8 Değer oluşturma ve süreçleri
3.9 Yaratıcılık teknikleri      

Girişimcilik ve Değer Yaratma Stratejileri Eğitim Ücreti Hakkında
 
Girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitim programı online bir program olduğu için fiyat bakımından bütçe dostu olan bir eğitim programıdır. Eğitim için ihtiyaç duyulan malzemeler bilgisayar, tablet gibi akıllı bir cihaz ve kesintisiz internet bağlantısıdır.

Girişimcilik ve Değer Yaratma Stratejileri Eğitim Süresi Hakkında

Girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitim programı süresi iki haftalık bir zaman dilimini kapsamakta olup; ders saati on iki saatten oluşmaktadır. Eğitim içeriklerine iienstitu.com platformu üzerinden bir sene boyunca erişim imkanı tanınmaktadır.

Girişimcilik ve Değer Yaratma Stratejileri Eğitim Programına Kimler Katılabilir?

1. Girişimciler: Kendi işini kuran ya da kurmak isteyen tüm bireyler
2. Yöneticiler: Şirket yönetim kademelerinde rol alan ya da rol almak isteyen tüm yöneticiler
3. Çalışanlar: Şirketlerde değer yaratmak isteyen tüm çalışanlar




 
Dünyadaki herkese

Günümüzde bir adım daha ileriye gitmek, rakiplerinden daha iyi olmak ya da yalnızca hayallerine daha yakın olmak için online eğitim fırsatları sunulmaktadır. Online eğitimler ayrıca sertifika avantajları ile dikkat çekmektedir.  Kendi mesleğinde ilerlemek ve belirli bir konuda uzman olmak isteyenler  eğitimine devam ederek bu hedeflerine ulaşmaya çalışırlar. Ancak eğitim alınmak istenilen okulda okumak ya da birebir derslere katılmak her zaman mümkün olmamaktadır. Bunun yerine teknolojinin avantajlarından da faydalanarak sertifika programlarına katılmak çok daha uygun görünüyor. 

İnternet Haberciliği Nedir?
            
İnternet haberciliği eğitimi
sahip olduğu dinamiklerle tüm dünyada adından söz ettirmektedir. Türkiye  henüz yasal anlamda düzenlemesi tam olarak yapılmış olmasa da gelecekte bu alan üzerinde ciddi projeler gerçekleşecektir.. Geleceğin meslekleri arasında sayılan internet haberciliği hakkında hem teorik hem  pratik bilgiler veren İnternet haberciliği eğitimi sayesinde bu mesleğe en iyi şekilde hazırlanmak mümkündür.

İnternet haberciliği eğitimi ile haber yazım teknikleri, arama motoru optimizasyonu (SEO) kuralları, video kurgu mantığı, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS), haber içeriği üretimi, özel haber dinamikleri, veri gazeteciliği gibi pek çok  konuda detaylı bilgi birikimine sahip olunmaktadır. Dersler sayesinde nitelikli bir internet habercisinde bulunması gereken altyapı öğretilmektedir. Online eğitim için ihtiyaç duyulan şeyler; akıllı telefon, bilgisayar ya da tablet ve aktif internet bağlantısıdır.

İnternet Haberciliği Eğitimine Kimler Katılabilir?
            
Haberciliğe ilgi duyan herkes İnternet haberciliği eğitimine katılabilir. Özellikle İnternet Haberciliği yapmayı düşünen yeni muhabirler, foto muhabirler ve editörler için özel oldukça önemli olmaktadır. Türkiye’de tüm yasal düzenlemeler tamamlandığında, özellikle internet  ortamında bugün olduğundan daha çok önem kazanacağı unutulmamalıdır. Bu noktada yerel ve bölgesel gazete sahipleri ile haberciler için internet haberciliği ufuk açıcı bir sahadır. Aynı zamanda haber redaktörleri, fotoğraf ve video  editörleri için de özel bir iş sahası şeklinde düşünülebilir. Özellikle İletişim Fakülteleri’nde okuyan ve mezun olan tüm öğrenciler için internet haberciliği mesleği, gelecekte yapabilecekleri yüksek potansiyele sahip bir meslek olarak düşünülebilir.

İnternet Haberciliği Eğitiminin Konu Başlıkları Nelerdir?
İnternet Haberciliği Eğitiminin önemli konu başlıkları şunlardır:
1- Haber Nedir?
2- Dijital Çağda Habercilik Nedir?
3- İnternet Çağında Haberciliğin Dönüşümü
4- İnternet Haberciliğinin Temelleri Nelerdir?
5- İnternet Haber Yazım Teknikleri Nelerdir?
6- Veri Gazeteciliği Nedir?
7- Veriler ile Haber Nasıl Oluşturulur?
8- İnternet Haberciliği İçin Haritalama ve CBS’ye Giriş
9- Özel Haber Nedir? 
10- İnternet İçin Fotoğraflı Haber (Fotoğraf Galerileri) Fotoğraf ve Manşet Düzenleme
11- İnternet İçin Video Haber ve Kurgu Mantığı
12- Özel Uzmanlık Gerektiren Haber Türleri: Magazin, Bilim, Eğitim, Röportaj, Spor, Ekonomi, TV Programları, Politika, Doğa-Çevre, Kültür - Sanat, Polis-Adliye
13- İnternet Haber Siteleri ile Genel Çalışma Prensipleri
14- İnternet Haberlerinin Site Yönetim Paneli
15- İnternet Haber Sitesi Üzerinden Haber Yayınlamak
16- Google News Nedir?
17- Google News Haberler Arasında Yer Almak
18- İnternet Haberlerinde Etiketleme
19- Haberi Ön Plana Çıkartma Teknikleri
20- Etkili ve Etkileşimli Bir İnternet Haber Sitesinin Temel Prensipleri Nelerdir?
21- Türkiye’de İnternet Haberciliği ve Yasal Düzenlemeler Nelerdir?
22- Dünyada İnternet Haberciliği
23- Gelişen Teknolojiler ve Gelecekte İnternet Haberciliği
24- Yapay Zeka ve Yarı Otomatik Haber (içerik)
25- Üretim Sistemleri

Eğitim Sonunda Verilen Sertifika Hakkında
            
Eğitimin sonunda, eğitim süresince edinilen bilgiler ve örnek olaylar ışığında katılımcılara sınav uygulanmaktadır. Yapılan sınavda geçerli not almak ve başarılı olmak durumunda ücretsiz sertifika kodu ya da başarı sertifikası verilmektedir. Sertifika, başarıları ispatlamanın en kolay yoludur. Bu sertifika özel ve resmi her türlü kurumda geçerlidir. Sertifikalar soğuk damgalı olup 350 gr kağıda baskı yapılmaktadır. Uluslararası, özel ve resmi kurumlarda geçerli olan bu sertifika ile internet haberciliği alanında bir adım öne geçmek mümkünüdür. 

Sertifika'nın Sağladığı Bazı Olanaklar;
Kariyerde ilerlerken adımları hızlandırır,
Kişisel gelişimine katkı sağlar,
Özgeçmişe değer katar,
İş başvurularında dikkat çekme imkanı tanır,
Rekabette avantaj sağlar,
Terfi şansını arttırır,
Zamandan tasarruf sağlar.
Oldukça kolay işleyen online eğitim sistemi sayesinde aynı anda birden çok sertifika programına katılmak, uluslararası geçerliliğe sahip ıslak imzalı ve hologram baskılı sertifikaları adresinizden teslim almak mümkündür.