Site blog

Picture of Ezgi Işık
by Ezgi Işık - Saturday, 18 September 2021, 2:00 AM
Anyone in the world

Klaket ve Kamera

Sinema farklı disiplinleri ortak çatısı altında buluşturarak nesillerdir insanları keşfetmenin gizemiyle tanıştırıyor. Filmleri var kılan bu temel disiplinler arasında mimarlığın yeri tartışılmaz. Mevcut kent yapılarıyla örtülü filmlerde yaşam düzenimizden izler bulurken geleceği öngören mimari formların oluşturduğu yapımlarla da sonraki yüzyılların görünümünü hayal etmeye çalışıyoruz. Özünde her film mekan ve insan ilişkilerinin seyirciye aktarımından oluşuyor. Sinemaya mimari perspektiften bakmak ise bir başlangıç.

Mimarlık bilindiği üzere en eski mesleklerden bir tanesi ve çalışma ağı kişinin hayal gücü kadar geniş. Sinemanın insanı geliştiren evrensel gücü mimarlar için güncel bir ilham kaynağı. Size rehberlik edecek olan başlıca yönetmeni belirlemek ise size kalıyor. Yönetmenin ele aldığı sosyolojik konular, oluşturulan mimari evren, set dekorasyonunun parçaları, renk paleti seçimleri ve birçok katman oluşturulan filmlerde saklı.


David Lynch: Farklı Bir Bakış Açısı

Hakkında en çok akademik tezin yazıldığı yönetmen David Lynch. Filmlerindeki sahneler anlaşılması kolay olmayan sorgulayıcı formu ile Francis Bacon tablolarını anımsatıyor. Sinemaya resim yaparak başlayan Lynch, resimlerindeki bilinçaltını filmleri ile ekrana dökerken anlamlandırılmasını seyircinin hayal gücüne bırakıyor. İsmi duyulduğunda akla gelen ilk görüntü ise Twin Peaks dizisinde yer alan kırmızı oda. Karamsar atmosferiyle filmleri sonrasında içgüdüsel olarak ne anlatıldığını anlamaya dair okumalar yapmaya hazır olun.

- Eraserhead

- The Elephant Man

- Blue Velvet

- Twin Peaks

- Mulholland Dr.

Twin Peaks Dizinden Kırmızı Oda, Kırmızı Perdeler ve Siyah Beyaz Zikzaklı Zemin


Wes Anderson: Renklerin Oluşumu

Hikayelerini oluşturduğu renk paletiyle anlatan Wes Anderson bizim için pozitif bir evren yaratıyor. Güncel hayatın monotonluğundan filmlerini izleyerek uzaklaşabilirsiniz. Arkasında bıraktığı canlı renkler mimaride kullanılan bir ilhama dönüşmüş durumda. Hayatınızda karşılaştığınız renklere aynı Wes Anderson filmlerinden çıkmış gibi diyebilirsiniz!

- The Royal Tenenbaums

- The Darjeeling Limited

- Moonrise Kingdom

- The Grand Budapest Hotel

- The French Dispatch

Büyük Budapeşte Oteli. 7 Katlı Yapının Alt Katları Koyu Üst Katları Açık Pembe Renkte


Christopher Nolan: Mimaride Üç Boyut

Bilim kurgunun takip edilen başlıca yönetmenlerinden olan Christopher Nolan, özellikle Inception filmiyle mimarinin kırılabilen üçüncü boyutunu bize gösteriyor. Rüyaların tasarımı kavramında da mimariyi bulduğumuzu söyleyebiliriz. Aynı senaryolarındaki çizgi gibi sade ve modern mimari filmlerini betimliyor.

- The Prestige

- The Dark Knight

- Inception

- Interstellar

- Tenet

Inception Filminden Bir Görüntü, Paris Sokakları Üst Üste Katlanıyor


Pedro Almodóvar: İç Mekanda Kırmızı

Kırmızı renginin temsilcisi Pedro Almodóvar, İspanyol kültürünü güçlü kadın karakterler ile anlatıyor. Madrid başta olmak üzere İspanyol şehirlerini bir de onun bakış açısından ziyaret edin. Filmleri iç mekan ve kırmızının kullanımıyla özellikle dekorasyon tercihleri ve konut tasarımına yön veriyor. Kırmızıdan korkmayın!

- Mujeres al Borde de un Ataque de "Nervios"

- Todo Sobre mi Madre

- Hable con Ella

- La piel que Habito

- Dolor y Gloria

Dolor y Gloria Filminden Bir İç Mekan, İki Tablo Arasında Kırmızı Takım Giyen Bir Adam


Paolo Sorrentino: Sanat Tarihi

İtalya’nın tarihi, sanatsal zenginliğini filmlerine taşıyan Paolo Sorrentino bu geçişi günümüz yaşantısı ile birleştiriyor. Özellikle Oscar kazandığı filmi La Grande Bellezza ile Roma’yı tekrar keşfedebilirsiniz. The Young Pope dizisinde ise bolca Vatican’a, Sistina Şapeline ve sanat eserlerine göz gezdiriyor oluyoruz.

- Il Divo

- La Grande Bellezza

- Youth

- The Young Pope

- The New Pope

Sular Altında Kalmış Venedik Meydanı ve Dans Eden Bir Adam


Mimarların Takip Etmesi Gereken 5 Yönetmen Kimlerdir?

Listemizde yer verdiğimiz yönetmenler: David Lynch, Wes Anderson, Christopher Nolan, Pedro Almodóvar ve Paolo Sorrentino. Listede yer alan yönetmenler kariyerlerini güncel olarak devam ettiren ve filmleri mimari olarak da ele alınan yönetmenlerdir.

Mimar Kimdir?

Yapıları fizik kuralları ve estetik kaygı çerçevesinde tasarlayan, yapım sürecini denetleyen eğitimli kişilerdir.

 
Picture of Hilal Tonkur
by Hilal Tonkur - Thursday, 9 September 2021, 10:20 PM
Anyone in the world

Kimsiniz siz? Evlat, kardeş, abla, abi, arkadaş, sevgili… Sahi kimsiniz siz ? İnsanların yüzünde tebessüm bırakabilen biri mi yoksa sokakta görseler selam vermemek için hızla uzaklaşan, zor tahammül edilebilen biri mi? Kimsiniz siz? Olmak istediğiniz kişi mi, olduğunuz kişi mi? Ya da tüm bunların ortasında sıkışıp kalan kişi mi ? Sahi kim oluyorsunuz siz ? Yargılıyor, eleştiriyor, yaftalıyor, küçümsüyor, burun kıvırıyor, düşünmeden hareket ediyor, kendi menfaatinize uymayan, tabiri caizse bize dokunmayan yılan bin yaşasın kafasında olan insanlar mısız? Hayır ne münasebet! Düşüncesi bile çok kötü değil mi? Sizin kendi adınızın yanına bile yakıştıramadığınız bu sözleri nasıl olurda ben söylerim? Hadsizlik benimki…
Sahi siz sahip olduğunuz bir çok özelliği nasıl da benimseyemiyor nasıl da bunlarla yüz yüze gelince afallıyorsunuz. Halbuki ne tuhaf. Tam da bu oluyorsunuz. İnsanların belkide en çaresiz anında onları yarı yolda bırakan, sevdiğiniz insanlar ağlarken onlara bir omuz olmayan, koşulsuz sevgi göstermeyen, en mutlu anlarda sahte tebessümler saçan, yapmacık arkadaşlık şarkıları söyleyen, işinize geldiğinde, çıkarlarınız uğruna insanları kullanan ama sıra sizin yapacağınız bir hamleye gelince yalnızca kaçan, etliye sütlüye karışmayansınız. Siz kendinizle alakalı olmayan hiç bir durumda olaya dahil olmayansınız. İnsanı uçurumdayken çekip kurtaracak o el olamayansınız. Olmayansınız demiyorum bakın. Olamayansınız çünkü bu fırsatı hiç yakalayamadınız. Hiç denemediniz ve çok üzgünüm bu duygudan mahrumsunuz. Hiç bilmiyorsunuz mesela çaresiz bir insanın yüzündeki tebessüm olmayı, ağlayan birinin tesellisi olmayı hiç bilmiyorsunuz, siz kendi dertleriniz dışında kabuğunuzdan çıkmıyor ama gereksiz duyar kasmaktan da geri kalmıyorsunuz. Siz sırf “kötü” anılmamak için herkesle arayı iyi tutmaya çalışansınız. Belli çizgisi olmayan, fikrini hür bir şekilde beyan edemeyensiniz. Siz düşüncesi bile özgür olamayan ayaklı tutsaklarsınız. Kötü kalplerinize tutsaksınız. Birinin yarası olmayı iyi bilen ama o yaraları saramayansınız.
Ama bazılarınız var ki onları sayfalarca anlatsam da, kalplerindeki güzellikleri yazmakla ortaya dökemem. Sanki insanları mutlu etmeyi hayat gayesi edinmiştir onlar. Bazıları derler ya empati yapmak hikaye başına gelmeyen anlamaz diye. İşte bazılarınız bu kurala uymuyor. Çünkü başına gelmese bile öyle güzel empati yapıyorlar ki…Mesela en çaresiz anınızda size umut oluyorlar, belki o an bilemiyor, idrak edemiyorsunuz ama size tutunacak dal oluyorlar. Sizi teselli edip, yalnızca sizinle dertleşmiyorlar, sizin acınızı acısı biliyor, sizle yaşıyor, yapmacık avutma sözcükleri kullanmıyorlar. Çok güzel omuz oluyorlar, ağladığınızda, güldüğünüzde her anınızda yanınızda kaya gibi sağlam duruyorlar. İşte o benim de hayatıma dokunan, ne zaman umutsuzluğa kapılsam, ne zaman sabahı zor etsem, en çaresiz, en zor anlarımda , en geçmez dediğim, benim bile artık umudumu kestiğim yerde benim yanımda olan, her türlü desteğini esirgemeyen, koşulsuz bir sevgi bağıyla birbirimize bağlandığımız o bazıları iyi ki varlar!
Hepimizin hayatında bazıları olacaktır. Kimisini hayatımıza alırken hangi sınıflandırmaya tabii tutacağımızı bilemediğimiz, kim olduğunu bilemediğimiz, anlamlandıramadığımız, bizim için arada kalan bazıları olacaktır ama mühim olan bizim de bir başkasının tanımlayamadığı, ne yaptığı belli olmayan bazıları olmamamız.



 
Picture of Merve Ergün
by Merve Ergün - Sunday, 5 September 2021, 12:45 AM
Anyone in the world

Tayvan’ı tek  kelime ile anlatacak olsam aklıma gelecek ilk şey sıcaklığı olurdu. Tabii sıcak havadan ziyade dikkat çeken iklimle doğru orantılı olarak gördüğümüz insanların sabrı, tahammül seviyesi ve  güler yüzü. Çıkıp sokakta bir yürüyüş yapmak şaşkınlığımızı artırmaya yetecektir. Hava genelde 20 derece üzeri, nem de olduğundan gündüz çıkmak yerine insanlara alternatif  olarak  akşam hatta gece “pazar”ları yapılmış. Gece 11.00-12.00’de çıktığınızda  etrafı ışıl ışıl görüp sanki saat henüz 21.00’miş hissini alabilirsiniz. Hava sıcak olsa da güneş tepemizde olmadığı için dolaşmayı çekilebilir kılıyor. Ancak aniden bastıran yağmurlar, bir anda açılan şemsiyeler hareketliliği daha da artırıyor. İnsanların elleri boş gibi geliyor  fakat ne hikmetse yağmur bastırdığı anda o şemsiyeler birden çıkıveriyor ve hiçbirinin açmasına şahit olamasam da renkli renkli şemsiyeleri takip etmek de hoş. Aniden bastırıp hiç görmediğimiz kadar bardaktan boşalırcasına yağan yağmur şöyle dursun çıkan sesi, o büyük parkın içinde oluşan toprak kokusu ve insanların kaçışması görülmeye değer. Yağan yağmur hayatlarında hiçbir değişiklik oluşturmadığı gibi sadece serinlik nedeni olmuş artık. Havanın yağmuru dindikten sonra gelen güneş bu ülkeye karın kışın gelmediğinin habercisi.  

       Hava genelde sıcak  olduğu için her yerde arabadan çok motosikleti  elektrikli ya da normal bisikleti görmek mümkün. Arabadan çok kullanılıyor olması gayet mantıklı, hem maliyeti az hem daha hızlı. Tabii bu durumu bu kadar  güzel yapan maddi sebepler değil bence, tamamen duygusal. Markete, parka, dışarıda gittiğiniz  her yere bisiklet kullanır oluyorsunuz sizde. Ama dedim ya bizim için  duygusal çünkü görmediğimiz saygıyı görmek, insan hakları, yolcu hakları, yaya hakları artık adını ne koymak  isterseniz bunun işlediğini görmek, hiç göremediğimiz saygının kimseyi ayırt etmeksizin olduğunu görmek, hissetmek muazzam. Meselenin  yolcu değil sürücüde bittiğini en önemlisi de bunun herkes tarafından gayet normal olduğunu sadece bizim hayretle izlediğimizi görmek sürekli bisiklete binme ihtiyacı hissettiriyor. 

Bisiklet kullanırken ışıklardan aşağı inerken hafif rampada büyük park yolunda yanlışlıkla sol şeride geçtiğim bir gün -şerit ve bisiklet aynı cümlede şaşırmayın, yanlış duymadınız, Tayvan’da ayrılık da  sevdaya dâhil, bisiklet sürücüsü de trafikte pekala gidebilir- yanlışlıkla sol şeride geçince sağımdan gelen yolcu otobüsünü gördüğümde şöförle göz göze  gelmemeye çalışıp acaba nasıl saklansam diye bir yere girmeye çalışırken o sakin gülüş, “buyurun” dercesine elini uzatıp bana yol göstermesi işte bütün mesele bu. Tropikalizm kaplamış her yeri ne kadar normal karşılayıp yol veriyor, nasıl da sakin kaldı üstelik sadece bana değil bütün ülkeyi bu kadar anlayışlı düşünebiliyor musunuz? Tabii bizm için çok zor, o tabloyu burada  yaşadığımı düşününce bile kalbim sıkışıyor, eminim herkesin de öyle. İşte  bu anlayışın bütün ülkede olduğunu görmek için bu şekilde bir sosyal deney yapmanıza gerek yok, ülkenin teknolojik alt yapısına, eğitim düzeyine, gelişmişliğine bakmanız zaten nasıl bu hâlde olduğunu anlatacaktır. Ülke de enflasyon olmayışı, faizin çok az işlemesi  kısacası refah seviyesinin geldiği hâl bize bu seviyeye tamamen duygusal sebeplerin yol açtığını anlatacaktır. Tropikal iklim bahane asıl olay insanların birbirine duyduğu saygının sosyal-siyasal her türlü noktalara gelmiş olduğunu görmek işte bir bisiklet turu ile ortaya çıkabiliyor. İnsanların nerede  olduğu ne okuduğu hangi diplomayı aldıkları değil önce kendilerine sonra karşıdakine,  birbirlerine gösterdikleri saygı  ne kadar da güzelleştiriyor hayatı. Darısı bizim başımıza tabii  tropikalizm olmadan bunu başarmak da mümkün mesele insanın hoşgörüsünün içinde olması. Eğer  varsa içinde nereye giderse götürür yoksa İspanyolların sözünde olduğu gibi ”las meseles del hükümet los mos karışmıyos” der hoşgörünün içinde de olsa ondan bi haber olur. Dikkat etmek lazım önce yakınımıza sonra etrafımızdan bi’ haber miyiz acaba ?..

 
Picture of Melike Temel
by Melike Temel - Tuesday, 31 August 2021, 7:36 PM
Anyone in the world

Bugün de ilginç bir konudan bahsedeceğim dostlar buyurun bakalım; Yahudi'ler in ağlama duvarını bilmeyen yoktur diye düşünüyorum, düşündüm de bunca insan asırlardır neden nedenn bir duvarın karşısına geçip ağlar ki? bu soruya bir yanıt bulmanın adetaa aydınlanmanın vaktidir diye düşünüyorum ne dersinizz?

Evet dostlar biliyorsunuz ki bu duvarın ait olduğu Süleyman Mabedi'nin inşasını ilk yapan Hz. Süleyman, saltanatın 4. yılında başlamış ve tamı tamına yedi yıl altı ayda tamamlanmıştır. Yahudilerin kutsal olarak kabul ettiği büyük tapınağın ayakta kalan tek parçası olan bu duvar, onlarca "batı duvarı" olarak adlandırılır. Aynı zamanda İslam ve Arap dünyasında da Peygamber efendimizin(sav) miraç mucizesi esnasında Burak adı verilen ve kendisini göklere yükselten bineğini bağladığı yer olarak bilindiği ve bu hatırasını yaşatmak için de "Burak Duvarı" olarak anılır.

Ama tabi Hristiyanların da etkisiyle ağlama duvarı olarak nitelendirilir bunun sebebi de, Yahudi'ler in önünde ibadet ettikleri Kudüs ün ve Beytül mukaddesin yakılışını anmak için önünde ağladıklarından dolayı Ağlama Duvarı olarak adlandırılmıştır. Yahudiler açısından Kudüs ün ne kadar kutsal ve önemli bir bölge olduğunu anlatmama gerek yok sanırım?

.

Şimdi gel gelelim bu duvarın evrimine; sürekli bi kargaşa, bi zorluk, bi savaş içinde kalan bu mabed in bin bir zorlukla ayakta kalan bir kısmını kimseye bırakmak istemeyen Yahudiler bunun için oldukça savaş vermiş dostlar. Yazıktır ki kalan sadece mabed in bir duvar olup Yahudiler de buraya dua etmek geçmişte yaşananları anmak, kin, hırs, öfke adeta içindekileri dökmek için geliyorlar.

Dostlar şimdi bu Süleyman mabedi önce Babilliler tarafından yıkılır ve o dönemde Yahudiler bölgede isyanlar çıkarır vee bizim kral Nebukadnezar i biliyorsunuz; yine bir şeylere burnunu sokar, mabedi yıkar ve içinde bulunan ahit sandığı (Yahudi inancına göre tanrının fiziksel olarak bulunmuş olduğu yer) ve kutsal eşyaları yağma eder. Bununla da yetinmeyip Yahudi rahip ve soyluları alıp Babil'e götürür.(ünlü Babil sürgün olarak bilinir bu olay).

Uzuunca zamandan sonra Persliler Kudüs'te Babil medeniyetini ortadan kaldırır ve Yahudiler de fırsattan istifade yapıyı yeniden inşa ederler. Bu ikinci yapıya Zorobabel Mabedi de denildiği bilinmekte. Tabi rahat bırakırlar mı hiç, Yine 50 küsür yıl ayakta kalan Mabed bu sefer de Roma'nın Kudüs'ü işgali sırasında yakılıp yıkılmış. ee Romalılar orayı boş bırakacak değil ya gidip birde nispet yapar gibi oraya jüpiter tapınağı yapıyor. Bizimkiler de hala ısrarla tee Hz. Süleyman'ın yaptığı mabedin duvarı olduğunu iddia ediyor, gidip gidip duğa ediyor, sembolik sembolik ağlıyorlar.

.

Ayrıca dostlar Yahudiler ikinci kere Kudüs'ten Romalılar tarafından kovulduktan sonra bir daha ancak Osmanlı zamanında girebiliyorlar. Osmanlı devleti Yahudileri kendi himayesine almış ve hatta ibadet ettikleri kutsal yerleri onarıp, yıkılmaktan kurtarmışş. Derler ki; Kanuni mescidi aksa ile kubbetüs sahra ve ağlama duvarı arasına bir çizgi çekiyor ve diyor ki bu duvarın arkasına geçmek haram ön tarafta ibadet edeceksiniz efendilerr! e onlar da napsın tamam hadi öyle yapalım diyorlar amaa yıllar geçtikçe bunlar çoğaldıkça çoğalıyor ve haliyle burayı kendi zimmetlerine geçirmek istiyorlar. Zorbalıkla orada bulunan mahalleyi boşaltıp orayı kendi bölgeleri olarak ilan ediyor. Bunların arzuları bitmek bilmiyor tabi asıl istekleri duvarın arkasındaki kubbetüs sahrayı yıkıp kendi istedikleri gibi ibadet yerlerini inşa etmek.

Birde dostlar son olarak buraya giderseniz felan dikkat edin ağlama duvarına gidince başınızda ya bir takke ya da şapka olmak zorunda aksi halde tutuklanırsınız.

.



Tags:
[ Modified: Tuesday, 31 August 2021, 7:37 PM ]
 
Anyone in the world

   Maalesef doğamız gibi sanat dünyamız da hızla çölleşiyor. Sinema ve tiyatro oyuncusu, yazar Ferhan Şensoy'u 2 Temmuz'dan beri iç kanamadan tedavi gördüğü hastanede bugün (31 Ağustos 2021) kaybettik.

                                                          FERHAN ŞENSOY HAKKINDA

  1951 yılında Samsun'un Çarşamba ilçesinde doğmuştur. Annesi öğretmen olan Ferhan Şensoy'un babası tüccar ve Çarşamba İlçesi Belediye Başkanıydı.                                                                                          

  İlk öykü ve şiirleri Yeni Ufuklar ve Soyut dergilerinde 1969 yılında yayınlanmış. Skeçleri 1970 yılında Devekuşu Kabare'de sahnelenmiştir. Usta sanatçının Derya Baykal ile olan evliliğinden iki çocuğu vardır.

    FERHAN ŞENSOY'UN KİTAPLARI

   Kalemimin Sapını Gülle Donatacağım, Hacı Komünist, İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You, Kazancı Yokuşu, Falınızda Rönesans Var, Seçme Sapan Şeyler, Afitap'ın Kocası İstanbul, Oteller Kitabı, Denememeler, Rum Memet, Haldun Taner Kabare, FerhAntoloji, Fername, Eşeğin Fikri, Başkaldıran Kurşunkalem.

   FERHAN ŞENSOY'UN TİYATRO OYUNLARI

   Nereye Gidiyor Lan Bu Gemi, Masal Müfettişi, Fername, Şahları da Vururlar, şsizler Cennete Gider, Boşgezen ve Kalfası, Ferhangi Şeyler, Ruhundan Tramvay Geçen Adam, Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği.

   FERHAN ŞENSOY'UN FİLMLERİ

   Pardon, İçinden Tramvay Geçen Şarkı, Büyük Yalnızlık, Muhalif Başkan,Ş ans Kapıyı Kırınca, Son Ders ve Üniversite.

   Usta sanatçımızın ruhu şad, mekanı cennet olsun.

                    

     

[ Modified: Tuesday, 31 August 2021, 10:35 PM ]
 
Picture of Sündüz Dağıtmaç
by Sündüz Dağıtmaç - Tuesday, 31 August 2021, 12:39 AM
Anyone in the world

Ağlamıyorum artık sana yazarken
Kağıdıma birkaç damla döküldü su içerken
Asya'da bir çöl yıllar öncesi devasa göl imiş
Ticaret, avcılık, balık tekneleri gezermiş
Pamuk tarlasına hunharca peşkeş çekilmiş
Bereketli sular kuru çatlak kuma terketmiş
Canlı günlerden gazete güpürü kalıvermiş
Neşeli yerler balıklar, bitkiler ölüvermiş
Göz alabildiğince eşsiz mavilik silinmiş
Geleceğe, hayata değil gününe gün etmiş
Seni hatırlattı nedense belgeseli izlerken
Kim bilir nasıl da mutlu oldun kahrederken?
     
Hissetmiyorum artık seni hatırlarken
Kalemim kaydı yazım titredi kedimi severken
Son orman yangınları halen söndürülememiş
Kaç hektar yanmış ağaçları yaktıkça ilerlemiş
Kara duman koca alevler köylerden izlenmiş
Küle dönmüş kuşlar yuvasını terketmemiş
Ceylanlar sekmiyor hepsi taş kesilmiş
Çiçek börtü böcek yok duman zehirlemiş
Nefreti kini kimeyse zalimce katletmiş
Beş para etmez ciğerini tatmin etmiş
Seni anımsattı anlamışsındır okurken
Kim bilir nasıl da güldün kandırırken?
   
Ağlamıyorum artık sana yazarken
Herşey ten tene can cana değerken
Sen böyle kal susuz soluksuz aşksız bensiz
Sen böyle kal ruhsuz yüzsüz kalpsiz bensiz
Bir damla göz yaşı, yağmur olur, göl olur
Bir saf kalp yeşerir ağaç olur, orman olur
Bir iyi bir kötüden fazladır.
Bir iyi bin kalpsizden canlıdır.
Eksiler hep sıfırın solundadır.
Ruhsuzlar hep toprağın altındadır.
Yalancı tatlı arzulu sözlerini silerken
Hissetmiyorum artık seni hatırlarken.

                                Gönül



[ Modified: Tuesday, 31 August 2021, 2:12 PM ]
 
Picture of Sündüz Dağıtmaç
by Sündüz Dağıtmaç - Tuesday, 31 August 2021, 12:34 AM
Anyone in the world

Sen doğarken;

Sessizce süzülür gözyaşım yastığa doğru

Sen batarken;

Sessizce dürülür arzularım yatağa doğru

                                         Gönül


[ Modified: Tuesday, 31 August 2021, 2:12 PM ]
 
Picture of Melike Temel
by Melike Temel - Monday, 23 August 2021, 6:55 PM
Anyone in the world

Merhaba arkadaşlar bugün burada yeniyim ve çoook heyecanlıyım bu macerada yanımda olmanız bana moral ve motive olacaktır şimdiden çoook teşekkür ederim.

Nacizane öğrenci yorumumla bugün size tarihin gördüğü enn etkili krallardan biri olan Kral Nebukadnezar dan bahsedeceğim. ufak tefek yazım hatası olsun noktalama vb hatalarım olursa şimdiden affola çünkü tarihte ne kadar iyiysem türkçe’de de o kadar kötüyüm maalesef, uyarılarınızı ve önerilerini almak benim için çook önemli şimdiden teşekkürleer.

Evet dostlar tarihi adetaa büken, şekillendiren babil’in savaşçı, geçimsiz, putperest ve son dönemlerinde kafayı yiyen alzahmir reisii Nebukadnezar, Babil imparatorluğu'nun kurusucu ve Keldani hanedanının ilk kralı Nabopolassar'ın oğludur. Bu Nebukadnezar bey M.Ö 587 yılında Kudüs'ü işgal etmiş Yahudilerin ülkesi Yehudayı yıkmış ve onları Kudüs yöresinden Babil yöresine sürmüştür ayrıca tarihte buna büyük sürgün ya da Babil sürgünü olarak geçen bu olay oldukça travmatiktir. Ayrıca canlar bu konu uzun uzadıya anlatılması gerektir diye düşünüyorum çünkü öncesinden yaşanan bir sürü olay buna vesile olmuştur başka bir blog da buna yer vermeyi düşünüyorum ne dersiniz?

kaynak yok ama bu beyefendinin tevrat'ın ilk halini yok ettiği rivayet ediliyor arkadaşlar bu denli onu esrarengiz yapan iki rivayet vardır. Bunlardan birincisi rivayete göre med'lerden gelin aldığı karısı Semiramis, ülkesinin yeşil bahçelerini, sahilleri özlemesinden dolayı karısı için, üstüne şiirler yazılan, ünlü tarihçi Heredot'un anlata anlata bitiremediği babil'in asma bahçelerini yaptırmış. Biliyorsunuz kendisini hala gören olmadığı halde dünyanın yedi harikasından biri oldu..

Bir diğer rivayet ise Nebukadnezar bir gün kötü bir rüya görür. Rüyadan çok müteessir olur. Sabah ilk iş olarak kâhinleri saraya davet eder. Onlardan anlatmadığı rüyasının tabirini yapmalarını ister. Kâhinler hem ne rüya gördüğünü bilip hem de tabir edecekler veya öleceklerdir. Kralı ve kâhinleri bu umutsuz durumdan Danyal aleyhisselam kurtarmış denilmekte.

Hz. Danyal: “Bilge adamları ve astrologları öldürmeyin. Size rüyanızın ne ile ilgili olduğunu söyleyeceğim” diyerek kâhinlerin ve tebaanın önünde söz aldı ve şöyle devam etti: “Gökte sırları açığa çıkaran bir Allah vardır. Allah rüyanızı bana bildirdi; böylelikle masum insanlar ölmeyecek; siz de Allah’ın hikmetini bileceksiniz. Rüyanızda büyük bir heykel gördünüz. Çok büyük ve korkunçtu. Kafası altından, göğüsleri ve kolları gümüşten, beli ve kalçaları tunçtan, bacakları demirden fakat ayakları kildendi. Sonra bir taş kilden ayağı parçalara ayırdı ve dev heykel yere düştü. O kadar küçük parçalara ayrıldı ki bir rüzgâr estiğinde savruluyordu. Fakat kil ayağı ezen taş büyük bir dağ haline geldi ve tüm toprağı kapladı.”

Hz. Danyal, daha sonra da krala rüyanın ne anlama geldiğini izah etmeye çalıştı. “Güçlü ve şerefli bir kralsınız. Siz o altın başsınız. Fakat sizden sonra sizin kadar iyi olmayan başka bir krallık olacak; tunçtan üçüncü bir krallık olacak. Dördüncü krallık demir kadar güçlü olacak fakat parçalara bölünecek. Ve kilden ayağın parçalara ayrıldığını gördüğünüz gibi krallık da parçalara ayrılacak ve sonra dünyadaki diğer milletlerle karışarak yok olacak. Bu olduğunda gökteki Allah sonsuza dek sürecek bir krallık kuracak.”

(Bu arada Danyal peygamberin kabri mersin/Tarsus ta bulunup onun da acayip bir hikayesi vardır dostlar 17.yy da Hz. Ömer tarafından Tarsus fethedilince Hz Danyal'ın mezarı açılmış ve içinden uzuncaa bir ceset çıkmış Yahudiler tarafından kaçırılmaması için ise Hz Ömer in emri ile derince defnedilip bardan nehrinden gelen ufak bir çay'ın suyunu kabrin üzerine gelecek şekilde akıtmışlar ve hiç kimsenin el sürmeyeceği şekilde gizlemişler. Bu da ek bilgi olsunsmile)

evet dostlar durum böyle ama bi rivayete göre de o şımarıklıklarından birini yapar ve yorumu yapamayan ve rüyasının ne olduğunu bilmeyen ülkedeki tüm kahinleri öldürür.

Ölüdeniz parşömenlerinde bahçesinde otlayarak kafayı yediği söylenen ve delirerek ölen Babil’in unutulmaz kralı çok ilginçtir ki; Yahudileri kendi öz yurtlarından sürmesine ve kutsal Süleyman mabedini tahrif etmesine rağmen Yahudilerce saygı duyulur. (Azan israiloğlullarını yola getirdiği düşünüldüğü için)

Son olarak size Nebukadnezar ile ilgili şiirler yazıldığını söylemiştim bunlardan biri Asaf Halet Çelebi nin İbrahim şiiridir dostlar sizlere şööyle takdim edeyim..

ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kimmm?


Tags:
[ Modified: Tuesday, 24 August 2021, 8:57 AM ]
 
Picture of Melike Temel
by Melike Temel - Monday, 23 August 2021, 6:52 PM
Anyone in the world

Canları biliyorsunuz ki diyarbakırımıza gelen gelene son yıllarda 2 - 4 eylül tarihleri arasıında da tarihi çook eskilere dayanan Zerzevan kalesinde düzenlenecek olan gökyüzü gözlem şenliği kapsamında İlluminati sosyete ailelerinden rockfeller ve rockhiller aileleri özel Uçaklarıyla bizim güzel Diyarbakırımıza gelecekleri söyleniyor, acaba Neden!

.

evet dostlar bu jet sosyetikleri Zerzevana getiren şey kaşının gözünün güzelliği değil içinde bulunan Mithras tapınağı, Öncelikle bu mithras kimdir? neyin nesidir? buna bir bakalımm. ama buna bakmadan önce zerzevan isminin nereden geldiğine bakalıım.

Kürtçe bir isim olup bölge halkı tarafından adlandırılıyor. altın ve gümüş gibi anlamları olup hemen yan taraftan ipek yolu geçtiğinden dolayı ticari bir anlam ifade ediyor. İsminin anlamını da öğrendiğimize göre mithrasa geçebiliriz smile

.

Diyarbakırımızda bulunan tapınaktır. Bu bir inanç olmakla birlikte MÖ 5. yy'da iranda doğar ve pers kökenli olan Mithras (mithra) evreni kontrol eden güneş tanrısı olarak bilinen ilk inanışlardan biriydi. bu pers kökenli mitra dinini incelediğimizde çok farklı geleneklerinin olduğunu görürüz. Mithra dininde mithra güneş tanrısıdır ama mitraizm de ise güneşin mithra karşısında eğilirken görürüz yani güneş bir tanrı değil sadece bir kulu olarak görünüyor.

(üstündeki yazılar Aramice olup Hz. İsa'nın kullandığı ilk dil olarak biliniyor)

özellikle dinin yayılması 2. ve 3. yy da özellikle askerler arasında yaygınlaşan 4. yy da ise hristiyanlığın yayılmasıyla önemini kaybediyor. ya da yasaklanıyor diyebiliriz. Hatta denilmektedir ki Roma Hristiyan olmasaydı mithra ilahına tapınmayı sürdürecek ve batı medeniyeti mithra kültürüyle yoğrulacaktı.

Bu mithralar evrenin sırlarını keşfeden ya da keşfetmeye çalışan aydınlanmış insanların bulunduğu topluluk olup ritüelleri ve ibadetleri gizlidir ve işte bu yüzden birçok mithras tapınağı kayalara oyulmuştur. Anlaşma, dostluk, adalet inanç ve ışık kavramlarının tanrısı olan Mithras, "aracılık eden" anlamına geliyor.

Bu dini ritüel ve ayinleri dediğim gibi son derece gizli yapıldığı için çok fazla şey bilinmeyen aynı zamanda da dinle ilgili şimdiye kadar yazılı bir belge de bulunamayan mithracılıkla ilgili şuan elimizde tapınak, deşifre edilmeyen semboller, sikkeler ve sanat eserleri kalmıştır. bunlara da yapılan arkeolojik kazılarda ulaşılmıştır.

Tapınak, illuminatinin atası kabul edilen Mithras'a ait sembollerin enn iyi korunduğu yer. Bilirsiniz illuminati dünyada en çok kabul görülmüş ve varlılığını ispatlamış bütün gizli kararların verildiği gizli örgüte verile isimdir. Yani bu yüzden bu tapınağı önemi onlar için çok büyüktür. (kimine göre illuminati gibi gizli örgütler burada doğdu.

ee boşuna tapınağı görmek için sıralara girmiyorlar dimi ama? aa bunu söylemekte de fayda var bu dine öyle elini kolunu sallayarak hadi ben de bu dine dahil olayım diyemezsin özel kabul edilmiş kişiler yani kısacası asil kanlar dahil olabiliyormuşş.

Şundan da bahsetmekte fayda var; Mithra kültüne geçmek için 12 ayrı ayrı sınavdan geçilmesi durumunda kabul edilirlerdi. Bunlar; ateş, su,, açlık, soğuk, kırbaçlanma, dağlanma ve kan akıtması zorunlu sınavlardan geçilmesi gerekiyor. (bunlardan geçen cindir abi) ve bu sınav süreci 7 hafta sürüyormuş dostlar. Başarılı olanlar ise dinin gizemlerini saklayacaklarına ant içerler ve ondan sonra vaftiz edilirlermiş.





Tags:
 
Anyone in the world

Gelişen ekonomiler de daha çok üretme ve yenilikçi mantığıyla sürekli tüketen toplumdan üreten bir yapıya bürünmek istemektedir. Devlet ve yatırımcıların teknoloji çağının rüzgârı içerisinde sürekli araştıran, yeniliklere açık, şirket ve ekonomilere değer yaratma sistemini oluşturmaktadır. İstanbul işletme enstitüsü ile bugünün alt yapıları ve teknolojinin gelişimi ve sürekli yenilikçi ve yaratıcı cihazlar ve üretime katkısı ile her alanda farklı ve çeşitliliği olan ürünleri üretmesine imkan vermektedir.

Toplumun her seviyesinin üretime yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin ortaya çıkması adına kendisine bu alanda misyon yükleyen İstanbul işletme enstitüsü birçok alanda eğitimler vermektedir. Enstitü, yatırımcı veya şirket içi organizasyonu içerisinde hedefleri ve yaratıcı fikirlerin ortaya çıkması hususunda gerekli materyalleri ve eğitimcileri bünyesinde bulundurmaktadır.

Başarı ile üreten bir toplum için kişisel ve kurumsal alanda ekonomiye değer fonksiyonu, yaratıcı, yenilikçi, süreklilik ve araştıran bilgi, beceriyi belli eğitimler ile yerine getirme konusunda geliştirebilmek gerekir. Enstitü, kişilerin bilgileri ölçüsünde ihtiyacı olan girişimcilik beceri ve yetkinlikleri elde edinilmesi hususunda eğitimlerine ve gelişimine devam eden bir kuruluştur.

Gelişen Enstitü ile Eğitim Stratejileri

Ekonomiler de sadece iş gücü değil aynı zamanda teknolojik alt yapılar ve sistemleri ile gelişen ve yaratıcı fikirler ile sürekli gelişime ve yenilikçi hareketleri takip eden bir hale gelme konusunda önemli yatırım teşvikleri desteklemektedir. Devlet eğitim ve yatırım destekleri ile girişimcilik alanında kişilere ve kurumlara sürekli üreten ve dış pazarlara açılım konusunda önemli adımlar atmasına imkan vermektedir.

Teknoloji ile şirketler kendi üretim politikası ve değer yaratma fonksiyonunu ilke haline getirmeyi amaçlamaktadırlar. Daha rekabetçi bir ortamda piyasa koşulların gerisinde kalmama, üreten ve sürekli bilgiyi ve teknoloji alt yapısı birleştirerek daha çok İnovatif fikir ve ürün ortaya çıkarmak istemektedirler.

Girişimcilik ve teknoloji iç içe bir zincir halkası mantığıyla yola çıkan kişi veya kurumlar, bu halkanın en önemli paydaşların içerisine sürekli üreten ve üretirken ekonomiye ve topluma değer yaratma fonksiyonu kazandırmayı amaçlamaktadır.

Enstitü, devlet ve özel sektör tarafından desteklenen, kurumsal kimliğe veya bireysel anlamda çalışanlara online eğitimler üzerinden bilgi, tecrübe, yenilikçi ve yaratıcı fikirleri ortaya çıkması için birçok alanda eğitim olanağı sunmaktadır. İnovatif, yenilikçi, yaratıcı ve bilgiyi sürekli geliştiren kurumsal firmalar, iienstitu üzerinden kayıt olması ve eğitimler alması hususunda bir kurumsal kimlik ve şirket değerlerini üst seviyeye taşıyacak bir örgütsel yapı oluşturmayı amaçlamaktadır. Enstitü ile girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitimi ile her firma veya kişilere sertifika ile birlikte dersler ve uygulamalı örnek ödevler ve materyaller daha yaratıcı ve gelişime açık yatırımcılar ortaya çıkarma konusunda hedefleri bulunmaktadır.

Enstitü, bu alanda kişiler ve kurumların yetkinliklerini ve girişimcilik alanında ki bilgileri, eğitimleri ve yenilikçi ve uygulamalı metotları ile ölçme ve değerlendirme konusunda önemli tecrübeler vermektedir. Bu yetkinliklerin dışında eğitim ve uygulamalı ödevler ile birlikte daha çok tecrübe, alanında her türlü sorun karşısında hızlı ve pratik çözümler üretmesi ve beraberinde başarıları sonucunda sertifika sunan bir eğitim portalı özelliğine sahiptir.

Enstitü bütün kullanıcılarına, zaman ve eğitim ücretleri konusunda tasarruf etmesine, her eğitim sonucunda başarı kriterlerine göre sertifika sunan bir eğitim veren kuruluştur. Online eğitimler ile  kişisel beceri ve yetkinliklerini girişimcilik bilgi ve tecrübeleri ile harmanlamasına büyük olanak sağlayan bir kimliğe sahiptir.

Enstitü ile Değer Yaratma Yapısı

Girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitimi kanalıyla kişilerin bilgi ve becerileri yanında tecrübe, zaman olgusu, ürün ve hizmet ağına yenilikçi, yaratıcı ve fonksiyonel özellikleri ve en önemlisi ekonomiye ve topluma memnuniyet ve mutluluk duygusunu kazandırmayı örgütleyen bir yapıya bürünmektedir.

Teknoloji, üretim öncesi ve sonrasında tedarikten, üretim esnasında ki her aşamasında hata ve noksanlıkları geri bildirim ve pratik fikirleri ile çözüme ulaşması ile birlikte gelenekselden daha çok yenilikçi ve İnovatif ürünleri iienstitü amaçları doğrultusunda değer yargısını girişimcilik ve değer yaratma stratejileri eğitimi ile örgütlemeyi amaçlamaktadır.

Değer fonksiyonu üreten ve sürekli araştıran kurumlar için bir amaç haline gelmiştir. Enstitü, girişimci veya adaylarına örnek güncel uygulamalar üzerinde daha kreatif, sorgulayıcı ve araştırmacı yapıya haline gelmesi adına sürekli eğitim metotlarını güncellemektedir. Kişilerin veya kurumların piyasa koşullarında sürekli bilgiyi güncelleyen ve daha ileri seviye teknolojilerle ekonomik alanda her yatırım fırsatını daha iyi değerlendirmesi hususunda önemli ders içeriklerini sunmaktadır.

Online eğitimler ile girişimci veya adaylarına bilgilerin dışında yatırım alanında her materyalin ve kaynakların en verimli ve teknoloji alt yapı sistemleri ile desteklemesi konusunda ileri seviye eğitimleri ve danışmalıkları da sunmaktadır.